Kardeniz Gelişim Akademisi Danışmanı Şahin Tolga: Fındıkta Para Teknoloji ve İnavasyon'dadır.

29.07.2009, TRABZON - TTSO  Fındık Tanıtım Gurubu (FTG)’na bağlı, Karadeniz Gelişim Akademisi’nin düzenlediği, “Kar etmek için reçeteler” ve “Aile şirketlerinde kurumsallaşma ve yönetim” eğitim semineri Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nda yapıldı.

FINDIĞA EKONOMİK BAĞIMLILIK AZILTILMASI HEDEFLENDİ

Trabzon Belediyesi, Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası(TTSO)’nın kurumsal olarak destek verdiği çalışma, fındık üretim alanlarında farklı alanlarda ekonomik katma değer yaratılarak, fındık ürününe ekonomik bağımlılığın azaltılması hedefleniyor.

PROJENİN TRABZON AYAĞI TTSO’DA YAPILDI

Projenin Trabzon ayağı toplantısına Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı M.Suat Hacısalihoğlu, TTSO Yönetim kurulu Üyeleri, Fındık Tanıtım Gurubu Yönetim Kurulu Üyesi Edip Sevinç, TTSO’ya kayıtlı üye işletme yöneticileri katıldı.

KALKINAN ÜLKELER GİRİŞİMCİLİK RUHU İLE BAŞARDI SIRA BİZDE

Toplantının açılış konuşmasında FTG Yönetim Kurulu Üyesi Edip Sevinç, gelişmiş ve kalkınmış ülkelerin tümünde girişimciliğin ön palana çıktığını belerterek, Doğu Karadeniz’de de fazlasıyla bulunan girişimcilik ruhunu açığa çıkaracak bir çalışma içersinde bulunduklarını söyledi. Edip Sevinç, “İnsanın en kıymetli sermayesi girişimcilik ruhudur. Bu ruhun gelişmesi oranında toplumsal gelişme de o oranda gelişiyor.”diye konuştu.

KARADENİZ İNSANININ DOĞASINDAN GİRİŞİMÇİLİK AÇIĞA ÇIKARTILMALI

Çalışkan ve tez canlı Karadeniz insanının doğasında var olan girişimci ruhu açığa çıkartılmayı beklediğini belirten Edip Sevinç, “Karadeniz’in gelişiminin ve hızlı kalkınmasının anahtarı burada yatıyor.”dedi.

KARADENİZ GELİŞİM AKADEMİSİ BÖLGEYİ HAZIRLAYACAK

FTG Yönetim Kurulu Üyesi Edip Sevinç, bizim kültürümüzün girişimcisi dünya ile rekabet edebilecek bilgiyle kendini donatmak durumunda olduğunu vurguladı. Girişimcimizin ne tür bir bilgiye ihtiyacı olduğunu ifade ederek, “ Karadeniz Gelişim Akademimiz yalnızca bir eğitim programı değil aynı zamanda kapsamlı bir ziyaret programı. Bu kendi türünün ilki. Bugün ve yarın burada anlatılacak olanlar yeterli olmaz. Bilgiyi ve daima öğrenmeyi yaşamımızın bir parçası haline getirmek zorundayız.”şeklinde konuştu.

FINDIK TANITIM GURUBU KARADENİZ’E HİZMET BORÇLU

Fındık Tanıtım Grubu (FTG) Yönetim Kurulu Üyesi Edip Sevinç, Fındık Tanıtım Grubu’nun Karadeniz sayesinde var olduğunu bu nedenle de Karadeniz’e hizmet etmenin de görevleri olduğunu söyledi.

Sevinç, “Fındık Tanıtım Grubu ve ihracatçılar olarak Karadeniz’in kalkınmasını, fındığın alternatifi olan iş ve girişim alanlarının geliştirilmesini istediklerine işaret etti.

FINDIK KIYMETLİ BİR ÜRÜN AMA TEK BAŞINA KARADENİZ’E YETMİYOR

“Ne kadar önemli ve kıymetli bir ürün olursa olsun tek başına fındık Karadeniz’e yetmez. Fındık tek başına Karadeniz’i kurtaramaz. Karadeniz fındığa ve fındığa devletin ödeyeceği paraya mahkum edilemez.” Şeklinde sözlerine devam eden  FTG Yönetim Kurulu Üyesi Sevinç, “Karadeniz’e daha büyük, daha katma değerli şeyler gerekli. Bu nedir? Bunu hep beraber arayacağız. Bulana, geliştirene kadar durmayacağız.” dedi.

İŞ İNSANDA; İNSAN VE KÜLTÜR İLİŞKİSİNDE SAKLI

Edip Sevinç sözlerini şöyle tamamladı :”Gelişmenin coğrafya ve maddi şartlar ile ilişkisi çok sınırlı. İklim koşulları ve coğrafyası bizden çok daha avantajlı ülke ve bölgeler var ki ekonomik ve kültürel olarak bizden çok daha geriler. İklim koşulları ve coğrafyaları bizden çok daha elverişsiz ülke ve bölgeler var ki bizden fersah fersah ilerdeler. İş insanda bitiyor. Mesele insan ve kültür ilişkisinde saklı.”

KAR ETMEK İÇİN RECETELER

Karadeniz Gelişim Akademisi Danışmanı Şahin Tulga katılımcılara ‘Kar Etmek İçin Reçeteler’ konusunda bir sunumda bulundu.

KARSIZ İŞLERİ TERK EDİN UYARISI

Şahin Tulga, katılımcı şirket temsilcilerine karsız işlerden çıkmalarını öğütledi. Daha karlı işlere yönelmeleri uyarısında bulundu. Karsız işlerde ısrarcı olmanın iflasla sonuçlanacağını aktardı.

Uygulanan dört kar modelinin, fiyat seçim modeli, zamanlama modeli, seçkin üretici modeli ve satılan adet modeli olarak sıralayan Şahin Tulga, aynı anda tüm modellerin şirketlerin tarafından benimsenerek uygulanabileceğini belirtti.

FINDIKTA PARA TEKNOLOJİK İNAVASYONDA

Sunum esnasında katılımcılardan gelen, “ Fındıkta Para nerede ?” şeklindeki soru karşısında Şahin Tulga,” Fındıkta para teknoloji geliştirmede, inavasyon yapmaktadır. Büyük ihtimalle para burada var.”dedi.

FINDIKTA CİDDİ BİR KAR VE İMAJ VAR

Türkiye’nin fındıktan çok ciddi miktarda para kazanabileceği, imaj sağlayabileceği bir ürün olduğunu aktaran Tulga,” Ama bunun için bütün kuralları değiştirmemiz gereklidir. Bugün fındık sektöründe bir politika değişikliği var. Ama bu fındık konusu çok politik bir alan olduğu için daha fazla içine girmeyeceğim. Ama sadece fındıkta bu gelir azlığı sorunu yaşanmıyor ki, ülkemizin diğer tarım ürünlerinde de durum aynı. Hatta bakın, turizm sektöründe de durum aynı. Çok fazla turist var, ama döviz kazancımız az. Yunanistan, Türkiye’den daha az turist çekiyor ama bakın daha fazla döviz geliri sağlıyor.”diye konuştu.

TÜRKİYE DE YÜZDE  99 ORANINDA  KAR İÇİN, SATILAN ADET MODELİ TERCİH EDİLİYOR

Kar modellerinde, müşteri döngüsü yerine, firma döngüsünün etkisi bulunduğunu vurgulayan Karadeniz Gelişim Akademisi danışmanı Şahin Tulga, Türkiye’de yüzde 99 oranında, satılan adet modeli üzerinden kar modelinin işletmeler tarafından tercih edildiğini kaydetti.

Bu kar modelinde, sabit masrafların, belirli bir adet üzerinde karşılandığı ve üzerinde ki satışlardan kar edildiğini aktardı.

SABİT GİDERLER DEĞİŞKEN GİDERLERE DÖNDÜRÜLSÜN

Uygulanmakta olan bu modelde, fiyat ve maliyet miktarı dengesinin kriz dönemlerinde değişebileceğini ifade eden Şahin Tulga,  sabit giderlerin, değişken giderlere çevrilerek, kar aralığının devamlılığının ve oranının artırılabileceğini önerdi.

KRİZ DÖNEMLERİNDE MAAŞLAR PİRİM ESASINA GÖRE VERİLMESİ İŞLETMELERİ RAHATLATIR

İşletmelere bu konuda, örnek olarak, maaşların belirli bir miktarının toplam ciro üzerinden pirim esasına göre ödenmesi gerektiği konusunda bilgi veren Tulga, “ Kriz dönemlerinde hiç kimse cironun ne kadar olacağını tahmin edemiyor. Şirketin devamlılığı için bu müdahale şirketlere nefes aldırıyor..Hollanda da yüksek cirolu bir firmaya danışmanlık yapıyorum. Bu sistemi hayata geçirdim ve kriz ortamında bugün önemli bir rahatlama sağladı. İşin sahibi olarak gece rahat uyumalısınız.” diye konuştu.

ŞİRKETLERİN BULUNMASI GEREKEN STRATEJİK POZİSYON

Şahin Tulga, şirketler için dört stratejik pozisyon bulunduğunu, bu pozisyonlar arasında önceliğin, az sayıda hizmeti çok sayıda işletmeye , çok sayıda işi az sayıda işletmeye pozisyonlarını önerdi. Hedef kitlenin ve hedef işin çok geniş tutulmasının oluşturacağı baskının şirketleri zor duruma sürükleyebileceğini bildirdi.

İNSAN BEYNİNİN DÖRT ALGILAMASI

İnsan beyni üzerine yapılan çalışmalarda, bir şeye bağlanma, elde etme, koruma ve anlamak üzerine kurgulandığını aktaran Şahin Tulga, bu konuda şu açıklamalarda bulundu.

“ Bir şeye bağlanma ile, insanlar aidiyet duygusunu karşılıyor. Bir şirkete, aileye, derneğe ait olmak gibi bir durumdur.. Elde etmek de ise, özellikle az bulunan şeyleri elde etmek için örneğin bir ev, araba sahibi olmayı hedefliyor.  Korumak duygusu, sahip olunanların koruma içgüdüsü, bulunan pozisyonun devam ettirilmesini sağlıyor. Anlamak duyusu ile de beyin çevrede olup bitenleri anlamaya ve çözmeye çalışıyor. Bu nedenle isteklendirme ve ihtiyaçların giderilmesi arasında bir bağlantı var. Ve yine yapılan araştırmalar 9 temel ölçütün müşteriler için değer taşıdığı görülmüştür. Bunlarda, verimlilik, ilişki, imaj, gelişme, kolaylık, güvenlik, basitlik, çevre kalitesi ve kalitedir.”

DOÇENT DR. EBRU KARPUZOĞLU

Karadeniz Gelişim Akademisi danışmanlarından Yardımcı Doçent Dr. Ebru Karpuzoğlu’da “Aile şirketlerinde kurumsallaşma ve yönetim” konusunda bir seminer verdi.

BABAYA YAKIN OLAN ŞİRKETTE SÖZ SAHİBİ

Doçent Dr. Ebru Karpuzoğlu’da aile ve işin birbirine karıştırılmaması gerektiğinin bilinmesine karşın bu hataya çok sık düşüldüğünü aktardı. Şirketlerin devamlılığının önemli olduğunu vurgulayarak, “ babaya hangi çocuk daha yakınsa, şirket yönetiminde daha büyük görevler kendisine veriliyor. Bu bağın böyle kurulması yanlış bir tutumdur. Doğrusu, şirketi yönetebilecek, parayı tanıyan çocukların söz ve yetkilendirilmesidir.”dedi.

AİLEDEKİ GENÇ BİREYLER TAKİP EDİLMELİ

Her işletmenin, ne kadar küçük olduğuna bakılmaksızın ölçülebilir bir performans ile ailede ki genç bireylerin takip edilmesi gerektiğini aktardı. Üst pozisyon için yapılacak takibin da belirli maddelerinin konulmasını bildirdi. Üst pozisyon için aday gösterilmeleri uyarısında bulundu.

TAM MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ KİTAPLARDA KALIYOR

Kurumsal yapının, değişen piyasa koşullarına uyum sağlamakla kuvvetlenmiş olacağını aktaran Doçent Dr. Ebru Karpuzoğlu, “Mutlaka sistemi kurup takip etme noktaları oluşturulmalıdır. Yüzde yüz müşteriyi memnun eden bir sistem yok. Bu ancak teoride var. Ama kurumsallaşma ile buna yaklaşılır.”dedi.

Türkiye’den ve dünyadan şirketlerin uzun ömürlü ve kuşaktan kuşağa geçlerini örnekler ile değerlendiren Doçent Dr. Ebru Karpuzoğlu, salonda bulunan dinleyicilerin zaman zaman cep telefonlarının çaldığını, bunun şirketlerinde kurumsallaşmanın ne ölçüde gerçekleştiğinin bir işareti olarak değerlendirilebileceğini vurguladı.

KURUMSAL ŞİRKETE ÖRNEK RAHMİ KOÇ

Doçent Dr. Ebru Karpuzoğlu, Rahmi Koç’un teknesiyle bir dünya turuna çıkabilmesinin ve sahibi olduğu şirketinde işlerinin devam edebilmesinin kurumsallaşmanın bir göstergesi olarak nitelendirerek örnek gösterdi.

FEODAL YAPI KURUMSALLAŞMAYI VE KADINLARIN YÖNETİMDE OLMASINI ENGELLİYOR

Türkiye’de feodal yapının Doğu’dan Batı’ya hüküm sürdüğünü, bunun kurumsallaşma öründe en büyük engellerden biri olduğuna işaret eden Doçent Dr. Ebru Karpuzoğlu, “Bu feodal yapı kurumsallaşmayı engelliyor. Bakın etrafınıza kaç şirketin yönetim kurulu başkanlığını, kaç bayan yapıyor ? Veya bakın yine etrafınıza kaç firma yönetiminde bayan görebiliyorsunuz. Bu sayılar kurumsallaşmanın ülkemizdeki boyutunu ortaya koymaktadır.”dedi.

İÇERİĞİ PAYLAŞ