ÖZEL SEKTÖR BAŞARMAK ZORUNDA

  Yazı Boyutu - 14 +

Geçtiğimiz günlerde Türkiye İstatistik Kurumu ülkemizin 3. çeyrek büyüme rakamlarına ilişkin verileri açıkladı. Türkiye ekonomisi 3. çeyrekte yüzde 6.7 oranında büyüdü. Bu büyüme oranı bize göstermiştir ki, Mart ayından bu yana virüsün etkilerini azaltmak için alınan proaktif tedbirlerlerin etkisi büyük. Tabiki alınan tedbirler kalıcı ve sürdürülebilir büyümenin önünü açmaya, yatırım sermayesinin ülkeye akmasını tek başlarına sağlamaya yetmiyor. Reform hedefleri ilan edildiğinde, hukuk ve yargı reformunun da bu gündemin içinde olması iş çevreleri tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Bu reformların, toplumu her açıdan etkilemektedir. Hukuk ve yargı reformu ile toplumun gelişmesine, kalkınması ve refahına fayda sağlamasından bütün kesimler memnuniyet duyacağını düşünmekteyiz.


Ekonomi yönetimi reform çalışmaları kapsamında iş dünyasının, özel sektörün temsilcileri başta olmak üzere bütün kesimler ile görüşmeye başladı. Bu kapsamda Türkiye Odalar ve Borsalar Birli- ği (TOBB), Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) ve Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) yönetimleriyle de bir araya gelindi. Bu diyalokları önemsiyoruz.


İş dünyası olarak her zaman söylediğimiz gibi önceliğimiz sağlıktır. Çalışanlarımızın sağlığı birinci önceliğimizdir. Bir taraftan da üretimi devam ettirme- ye, çalışanlarımızın istihdamını korumaya, ihracatı geliştirmeye devam ediyoruz. Pandemiden etkilenmemek mümkün değil. Mücadelemiz kayıplarımızı en aza indirgeyebilmektir. Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası başta üyelerimiz olmak üzere, meslek komite üyelerimiz, meclis üyelerimiz ve meclis başkanlık divanı ve yönetim kurulumuz ile çalışanlarımız her kesimin sorunlarını ve çözüm önerilerini dinlemeye azami gayret gösterdik. Bu çalışmalarımızı raporlaştırarak Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine ulaştırdık. TOBB Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu, Cumhurbaşkanımız ve bakanlar kurulu ve ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile imkanlar dahilinde çözüm ve tedbirleri alarak bugüne geldik.


Artık bilmemiz gereken bir olgu var. Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Bu nedenle üyelerimizin şirketlerinin, hangi sektörde olurlarsa olsunlar, bir taraftan krizi yönetmeye çalışırken, diğer taraftan da sahadaki bu değişim dalgasına uyum sağlamalarına katkı vermeye çalıştık.


Önümüzdeki süreçte bütün dünya ekonomileri bu yeni süreci yeniden yapılandırma gayreti içerisindedir. Her ülke veya şirketler sahip oldukları ekonomik düzeyi korumayı hedefleyecektir. Bu durum borçlanmayıda beraberinde getiriyor. Aslında yeni bir ekonomik düzene geçiş süreçindeyiz. Bazı ülkeler veya şirketler bu geçişi daha hızlı veya yavaş bir seyirde tamamlayacaktır. Tamamlayamayanları ise büyük sorunlar beklemektedir. Türkiye geçmişinde krizleri yoğun yaşayan ve tecrübe eden bir bilgi birikimine sahip olmasının avantajını bu dönemde avantaja dönüştürmektedir. Bozu lan dünya tedarik zinciri sisteminde Türkiye’nin pozisyonu uluslararası bir üretim, yatırım ve ihracat merkezi olarak ön plana çıkmaktadır. Bu pozisyonu iyi kullanabilirsek istihdam başta olmak üzere makro ekonomik dengelerin güçlendirilmesinde büyük aşama kaydedebiliriz. Bu kapsamda finansal istikrar ve fiyat istikrarı Türkiye ekonomisi için olmazsa olmaz bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Yeni ekonomi yönetimi ile Türkiye yeni bir bu alanda yeni bir sayfa açmış oldu. Piyasa dostu bir yaklaşım sergileyen yeni yönetimin aldığı kararlarda piyasalara bir rahatlama sağladı. Beklentimiz yaklaşımın devamlılığı ve istikrarıdır. Türk özel sektörü güçlü bir sanayi ve teknolojik yatırımlara sahiptir. Hizmetler sektöründe de son derece gelişmiştir. Sanayiden tarıma, teknolojiden turizme çok geniş bir alanda dünya ile rekabet yapan veya lider olan sektörlerimiz var. Bu avantajlarımızı heba etmeden kullanmayı başarmalıyız. Çünkü ülkemizde yatırım yapmak üzere birçok fonun kurulduğu bir dönemden geçiyoruz. İfade edildiği gibi önümüzdeki 5 yılda Türkiye’de daha büyük hacimli bir yatırım dönemi gözlemleneceğine dikkat çekiliyor. Türkiye’de bu ekosisteme odaklanmamız gerekiyor. Teknoloji odaklı dünyaya ihracat yapan bir ülke olduğumuzu geçen 10 yılda ortaya koyan Türkiye önümüzdeki yıllarda da bu alana odaklanması ile başarılı olacağına inanıyorum.