Başkan M. Suat Hacısalihoğlu DOKA dergisine bölge ekonomisini değerlendirdi.

  Yazı Boyutu - 14 +

22.03.2013 TRABZON – TTSO, Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) Yönetim Kurulu Üyesi Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Suat HACISALİHOĞLU,DOKA Dergisinin 13. Sayısında  Bölgemiz ve Trabzon ekonomisinin yanı sıra geleceğe dair projelerle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.


Sayın Başkanım, Ajansımızın yayın organı olan DOKA Bülten’in 13.sayısı çıkacak. Bülten hakkındaki görüş ve önerileriniz nelerdir?


Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı’nın yapmış olduğu faaliyetlerin tanıtımında, neler yapıldığında, özellikle de Ajansın stratejileri konusunda geleceğe dönük çalışmaların bültende yer almasını çok önemsiyorum. Ajans kısa sürede çok yol kat etti. Bülten de bu sürede işlevini fazlasıyla yerine getirdi. İleriki süreçte çok farklı argümanlarla, farklı bilgilendirmelerle devam edeceğini düşünüyorum. Bülteni standartların çok üzerinde kabul edebiliriz.


Trabzon’da bütün sektörlerde çok ciddi çalışmalarınız var. Bu çalışmalar ışığında Trabzon’a hangi alanlarda yatırım yapılabilir? Yatırım potansiyeli olan sektörler nelerdir?


Trabzon’a yatırım yapacak yatırımcılara önerileriniz nelerdir? Trabzon’u yatırım açısından ele aldığımızda konuya birkaç türlü bakılabilir. Trabzon’un, kurulmuş olduğu mevki itibarıyla yatırım konuları sürekli değişebilir. Çünkü bölgenin merkezi konumunda olması, uluslararası bir yapıya sahip olması, jeopolitik konumu itibarıyla yatırım yönünden birçok avantajlar getiriyor. Bu avantajlar dönem dönem farklı da olabilir.


Son zamanlarda Trabzon’da öne çıkan konulardan birisi de bilindiği gibi turizmdir. Turizm altyapılarının tamamlanması noktasında Trabzon’da çok büyük bir açık olduğunu görmekteyiz. Özellikle 4-5 yıldızlı oteller konusunda bir açığımız vardır. Bunun tamamlanması noktasında yatırımcıları bekliyoruz. Bu aşamada en az 4-5 adet dört veya beş yıldızlı otel programı var. Yatırımcılar açısından bunların en kısa sürede tamamlanması arzumuzdur.


Trabzon’un kongre merkezi olması durumundaki hedeflerimiz vardır. Bu bağlamda en az 2000 kişilik bir kongre merkezinin olması ve buna paralel yatak kapasitesi olan otellerin bulunması gerekmektedir. Bu şehrimiz adına yatırım yapılabilecek konulardan birisidir.


Üniversitenin varlığı, Teknokent’in olması, burada geleceğe dönük katma değeri yüksek, teknolojik önemi fazla olan yatırımların öne çıkması arzu ettiğimiz konudur. Bu konuda çalışmalar yapılmaktadır. Adımlarda atıldı. Özellikle ilimizde implant yatırımın geleceğe dönük örnek olması, bu doğrultuda da yapılan çalışmaların özellikle Teknokent bölgesinde kurulmasını arzu ettiğimiz ve çalışmalarını yürüttüğümüz yüksek teknolojik ürünlerin üretimi konusunda bir çalışma gibi bu da geleceğe dönük önemli altyapılarından bir tanesi olacaktır.


Her zaman üzerinde durduğumuz bir başka konu enerjiyatırımlarıdır. Bölgemizdeki hidroelektrik kaynaklar enerji yatırımlarını ön plana çıkarmaktadır. Ülkemizin büyük miktarda enerjiye ihtiyacı olduğunu dikkate alırsak bu potansiyelin de şehrimizde olduğunu görerek bu doğrultuda noksan kalan enerji yatırımlarının da tamamlanması bölge açısından önemsediğimiz yatırım alanlarıdır.


Madencilik ve mermer sektörü bakımından bölgemizde önemli kaynaklar vardır. Bu ürünlerde katma değeri yüksek hale getirilerek bölgede yatırım yapılması önemlidir.


Diğer taraftan geleceğe dönük lojistik faaliyetleri ve yatırımları, ön plana çıkacak yatırım konularıdır. E-ticaret bir diğer yatırım alanıdır. Lojistikle paralel bir şekilde yürütülecek e-ticaret bölgemiz açısından son derece önemlidir.


Makine sanayisi bakımından bölgemizde yatırımlar olabilir. Bu konuda örneklemeler yapmaya çalışıyoruz. Önümüzdeki günlerde OSB’lerde bu tür yatırımlar olabilir. Bu yatırımlardan bahsetmişken bölgemizde yatırım yerleri açısından organize sanayi bölgelerinin ön planda olması gerekir. Arsin OSB ve Beşikdüzü OSB faaliyette olup, Beşikdüzü’nde çok az bir parsel daha yatırımcılarımızı beklemektedir. Öte yandan Akçaabat Şinik’te yapılacak OSB’deki arsaların yatırımcılara 2013 yılı sonunda verilmesini ümit ediyoruz. Bununla ilgili burada fiziki olarak altyapı çalışmaları hızlı bir şekilde devam etmektedir. Ayrıca Vakfıkebir OSB alanında çalışmalar yürütülmektedir. Burası da bittiğinde yatırımcılarımıza bedava arsa sunmuş olacağız.


Dolayısıyla bütün bu yönde yaptığımız, yapılacak çalışmalarla yatırımcıları şehrimize çekebiliriz.



Son çıkan Teşvik Paketi’nde Trabzon 3. bölgede yer almaktadır. 3. bölgede yer almanın Trabzon’a getireceği avantaj veya dezavantajlar nelerdir? Bu kapsamda TSO olarak ne gibi faaliyetler yürütüyorsunuz?


Yatırım teşvik sisteminde önceden Trabzon dördüncü bölgede, yani en fazla teşviklerden yararlanan illerden bir tanesiydi. Son çıkan teşvik yasasıyla üçüncü bölge yani orta seviyeye alındık. Bu yöndeki talebimiz dördüncü bölgede olmamızdı. Şu anda sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralamasına bağlı olarak Trabzon, üçüncü bölgede yer almaktadır. Ancak önümüzdeki günlerde yapılacak sıralamada bir üst bölge yani dördüncü bölgede olacağını düşünüyoruz. Gerçekten de olması gereken yer burasıdır.


Yatırım avantajı ve dezavantajına baktığımızda ilimizin bölgenin merkezi olması itibarıyla, diğer taraftan uluslararası hinterlandına baktığımızda genç bir hinterlanda sahibiz. Hepsini birleştirdiğimiz zaman uluslararası merkez olma özelliğini de bir araya getirdiğimiz de yatırımcı açısından her yönüyle cazip bir konumdadır. Cazip olması elbette teşviklerde dikkate alındığında yatırımı düşünen insanların, yatırım noktasında arzu edecekleri bir şehir imkanına kavuşmuş olacaklardır. Bunu da şöyle destekleyebiliriz. Teşvik yasası çıkmadan önce 2011 yılında 35 adet yatırım projesi varken 2012 yılında 33 tane yatırım projesi olmuştur. Yani teşviklerden daha az yararlanmış olmasına rağmen yatırım miktarı eşit kalmıştır. Dolayısıyla bu şehrimizin özelliğidir. Bundan sonra da yatırımcılar gelecektir. Odamızda kurmuş olduğumuz yatırım tanıtım ofisi aracılığı ile şehrimize yatırım yapacakları yönlendiriyor, bilgi ve hizmet yönünde yardımcı oluyoruz. Teşvik yönünden üçüncü bölgeden dördüncü bölgeye geçersek, yatırım ve yatırımcılar açısından daha avantajlı konuma gelmiş oluruz.


Ajansımızla birlikte üzerinde çalıştığınız ve Başbakanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın, Trabzon-Rize arasında kurulması yönünde talimat verdiği Lojistik Merkez’in bölgemize ne tür katkıları olacaktır?


Lojistik merkezler konusunda aslında Trabzon değil Türkiye geç kalmış durumdadır. Bütün dünyada lojistik merkezler ön plana çıkarılıp dünya ticaretinden daha fazla pay alırken Türkiye’de sadece bir nakliye veya depo anlamında kalmıştır. Aslında lojistik merkez, tamamen ürünlerin girip gümrükleme yapılabildiği, hizmet işlemlerinin yapılabildiği, montajlama işlemlerinin yapılabildiği, gerekli organizasyonların yapılıp mal akımının sağlandığı önemli sektörlerden bir tanesidir. Trabzon açısından bakıldığında Trabzon’da kurulacak lojistik merkezin konumu genel lojistik tanımına şu aşamada zaten uyuyor. Bir bölgede lojistik merkezin kurulabilmesi için orada dört ayaktan en az üçünün olması gerekir. Bunlarda karayolu, denizyolu, havayolu ve demiryolu ulaşımıdır. Şu anda bizde sadece demiryolu ulaşımı yoktur. Demiryolu ulaşımı da programa alındı. Dolayısıyla geleceğe dönük baktığımızda Trabzon dört dörtlük olacaktır. Başka bir açıdan baktığımızda lojistik merkezin kurulması ile ilgili olarak önce biz şunu söylüyoruz. Türkiye’de; Mersin, Trakya ve Trabzon’da lojistik merkezin geniş kapsamlı olması gerekir. Lojistik merkezin, Türkiye’de sadece iç pazarın değil dış pazarın da dikkate alınarak kurulması lazımdır. Trabzon’da kurulacak bir lojistik merkez, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin yanında aynı zamanda Kafkaslar’ı, İran’ı, Rusya Federasyonu’nu, Türk Cumhuriyetleri’ni ve deniz yoluyla da Avrupa’nın belirli bölgelerini kapsayacak bir hinterlanda sahiptir. Diğer taraftan Trakya’da kurulacak bir lojistik merkezin, Avrupa’nın güneyine ve doğusuna doğru, Mersin’de yapılacak bir lojistik merkezin ise iç pazar yanında özellikle Ortadoğu’yu kapsayacak şekilde tasarlanması gerekir.


Lojistik merkez, Trabzon’da kurulduğu takdirde ekonomiye önemli oranda katkı sağlayacaktır. Biz bunların ekonomiye yapmış oldukları katkı konusunda Almanya’da yapmış olduğumuz incelemelerde çok geniş kapsamlı bir ticari faaliyetin, ekonomik potansiyelin olduğunu gördük. Dünyadaki ticari faaliyetler artık lojistik merkez odaklı olarak gelişmektedir. Dolayısıyla lojistik merkez Trabzon için çok önemlidir. Bu konuda çalışmalarımız önemli ölçüde tamamlandı. Önümüzdeki süreçte yer seçimi söz konusu olacaktır. En uygun yerin seçilmesiyle bölgemizde lojistik merkez kurulacaktır.



Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası tarafından yürütülen ve çok takdir edilen “Her Yönüyle Karadeniz Projesi” ve benzer projelerde neleri amaçladınız? Bu projenin devamında neler yapılmalıdır?


Toplam bütçesi 429 bin 407 TL. ve destek miktarı 299 bin 983 TL. (% 69,86) olan bu proje bölgenin tanıtımı ile ilgili bir projeydi. Yapmış olduğumuz çalışmalarda ve yine bizim stratejik planımızda bölgemizin turizmle gelişmesi için tanıtımın ön planda olması gerekir. Turistik bir bölge olsanız dahi orayı tanıtamadığınız takdirde herhangi bir ekonomik katkı sağlamak mümkün değildir. Dolayısıyla tanıtıma önem verdik ve tanıtım yaparken de sadece Trabzon olarak bakmadık. Bölgeyi dikkate alarak bu çalışmayı yapmak istedik. Her Mevsim Karadeniz Projesi ile ilimizin ve bölgemizin turistik amaçlı doğal güzelliklerini, tarihi kaynaklarını, geçmiş tarihi özelliklerini ön plana çıkaran, denizi ve yaylasıyla tanıtımını amaçladık. Projemiz tamamlanmış durumdadır. Bunu http://www.gezdikcegordukce.com/ sitesinden halkımızın hizmetine sunduk. Önümüzdeki günlerde geniş kapsamlı ilaveler olacak. Sitemiz tıklanma sayısında her geçen gün büyük artışlar olmaktadır. Bu da bölgemize olan ilginin ne kadar fazla olduğunu göstermektedir. DOKA ile yürüttüğümüz bu proje çok yararlı bir proje olmuştur. Geleceğe dönük olarak özellikle turizm yatırımları açısından son derece faydalı olacağı düşüncesindeyim.


Diğer bir başka proje de Karadeniz Bölgesi’ndeki özellikle turizme yönelik yatırımların master planlarının, fizibilite planlarının hazırlanmasına dönük projedir. Özellikle kış turizmi ve doğa turizmi ile birlikte Ovit, Uzungöl, Haçka Yaylası, Sera Göl’ü olmak üzere tüm bu bölgelerde turizm altyapılarının, yatırım konularının çalışılmasını ön görüyoruz. Böylelikle yatırım yapacak olan yatırımcıların ellerinde her şey hazır olmuş olacaktır. Bu gibi yerlerde yatırım yapma ne kadar önemlidir, gerçekçi olur mu olmaz mı gibi konularda yatırımcılarımız yeterli bilgilere sahip olacaklardır.



Yine TSO olarak yürüttüğümüz ‘Peynir Altı Suyu Projesi’ devam etmektedir. Bu proje çevre açısından peynir altı suyunun doğayı kirletmemesine yönelik yaklaşık 25-30 milyon TL’lik son derece önemli bir projedir. Bu projeyle peynir altı suyundan elde edilecek ürünlerle ekonomiye de önemli derecede kazanç sağlanacaktır. Odamızın bünyesinde bu ve benzeri projeleri yürütecek 30 civarında kalifiye personelimiz bulunmaktadır.


Yine Ajansımızla birlikte hazırladığınız ve uygulama aşamasına gelen ‘İnovasyon Merkezi’ hakkındaki görüşleriniz nelerdir ve bu projenin katma değeri yüksek sektörlerin bölgemize gelmesinde nasıl katkıları olacaktır?


Projeyle bölgenin kaba işlerle değil daha teknolojik işlerle ön plana çıkması hedeflendi. Yüksek teknoloji ile üretim yapacak bu tesiste üniversitemizden mezun olacak mühendislerimizi yetiştirmek, eğitmek, diğer taraftan bu tesiste kurulacak makinelerle bir nevi kuluçka merkezi olarak bunları kullanmak hem sanayinin hem de özellikle ortopedik alanda sağlık sektöründe sadece Türkiye’de değil uluslararası piyasalara iş yapmak açısından son derece önemli bir projedir. Burada sadece üretip satmak değil, mühendislerimizi yetiştirerek başka iş kurmalarını sağlamayı da amaçlıyoruz. En kısa zamanda bununda temelini atıp faaliyete geçireceğiz.


Bölgenin uluslararası pazarlara açılması yönünde çok büyük faaliyetleriniz bulunmaktadır. Bölgesel düzeyde uluslararası işbirlikleri konusundaki görüşleriniz nelerdir? TSO olarak ne gibi faaliyetler yürütüyorsunuz?  Bu anlamda DOKA ile ne gibi işbirlikleri yapılmalıdır?


Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası olarak stratejik planda olduğu gibi düşünce tarzımız da bölgenin dışa açılım politikası vardır. Amacımız uluslararası piyasalarla entegre olmuş işadamlarımızın ve firmalarımızın olması ve bunun daha geniş tabana yayılmasıdır. Bunun için hem gelişmiş ülkelerle hem de gelişmekte olan ülkelerle karşılıklı ziyaretler yapmak suretiyle oradaki ticaret ve sanayi odaları ile işbirliği yaparak, karşılıklı eşleşmelere yaparak işadamlarımızı yönlendiriyoruz.


Trabzon TSO olarak bu kapsamda 22 ülke TSO’ları ile işbirliği protokollerimiz vardır. Bunun yanında birçok işadamımızı iş gezilerine götürmekteyiz. Eşleştirme toplantıları yapmaktayız. Bu gezilerde gelişmiş ülkelerdeki faaliyetleri ve bunun yanında gelişmekte olan ülkelerde yapılan faaliyetleri görebilme ve buna göre strateji belirleme olanağı sunmaktayız. Gerek oradaki yatırım-ticaret, gerek ülkemizdeki yatırım-ticaret ve gerekse değişen konumu itibarıyla pro-aktif bir sistem yaratarak dışa açılım politikamızı sürdürüyoruz. Bundan sonra da bu devam edecektir. Bölgemizin ve işadamlarımızın buna ihtiyacı vardır. Yani kendi içine kapanan bir şehir değil dışa açılan bir şehir mantığıdır.


Bölgemizde ve özellikle Trabzon özelinde karşılaştığımız en önemli sorun yatırım arazisi üretilememesidir. Bu konuda Ajansımızla Singapur’a yapılan ziyaret sonrası gündeme gelen “Singapur Modeli” deniz dolgusuyla yatırım adaları kazandırarak yatırımcıya tahsisi konusundaki görüşleriniz nelerdir?


Bölge açısından baktığımız zaman özellikle de çevre dikkate alındığında yatırım arazisi yeri konusu başlı başına bir problemdir. Günümüzde yatırım yeri olarak hemen aklımıza organize sanayi bölgeleri gelmektedir. Bugün organize sanayilerin faaliyete geçmesi konusunda zorlukların bulunduğu ortadadır. Özellikle kamulaştırma işlemlerinde maliyetlerin yüksek olması nedeniyle önemli sorunlar karşımıza çıkmaktadır. Yatırımcılara uygun yatırım alanlarının verilmesi konusunda bütün bu sorunlar aşılmalıdır. Bütün bunları dikkate aldığımızda deniz dolgusu yapılarak yatırım adaları diyebileceğimiz bir çalışma bizce de uygun bir çalışma olabilir. Bunun için kanuni formalitelerin yerine getirilmesi gerekir. Kıyı kenar çizgisine takılıyor, buralarda yatırım yapılamıyor. Böyle bir çalışmanın öncelikle Devlet tarafından yapılmak suretiyle avantajları ortadadır, dezavantajları yok denecek kadar azdır.


Bildiğiniz üzere DOKA olarak iki alanda hibe çağrısına çıkmış bulunmaktayız. Bu iki hibe çağrısından özellikle İmalat Sanayi alanında bölge ve özelde Trabzon nasıl faydalanmalıdır?


İmalat sanayisi KOBİ’lerin uzun süredir beklediği bir çağrıydı. Burada arzu ederdik ki destek miktarının daha yüksek olması ve daha fazla KOBİ’ye destek vermemizdi. Bu konuda büyük bir rağbet olduğunu bugüne kadar yapmış olduğumuz görüşmelerde gördük. Bu da şunu gösteriyor. KOBİ’lerimizin halen yatırıma dönük ihtiyaçlarının olduğunu belki de mevcut tesislerinin yenilenmesi, çağa uygun makine ve ekipmanın alınması konusunda çok çok önemli bir çağrı olduğunu düşünüyorum. Arzu ederiz ki önümüzdeki günlerde KOBİ’lerin bu konuya daha fazla eğilmeleri ve özellikle yatırım yaparken teknolojik ürünleri dikkate alarak yatırım yapmaları, performansı yüksek makinelere yatırım yapmalarını öneriyoruz.


Diğer taraftan Kültür ve Turizme Yönelik Altyapı çağrısı bölgemizin, Trabzon’un altyapı noksanlıklarının tamamlanması açısından son derece önemli ve beklenen bir çağrıydı. Bu konuda projeler hazırlanmakta, kurumumuz tarafından da proje hazırlanmaktadır. Bütün bölgenin buna hazırlıklı olup hızlı bir şekilde belli yatırımları yapıp sektörün noksan tarafları tamamlanmalıdır.



Sayın Başkan, sizin de bildiğiniz gibi Ajansımız 2014-2023 yıllarını kapsayan Bölge Planı çalışmalarına başladı. Bu plan sizce nasıl olmalıdır? Hangi alanlar ön plana çıkarılmalı, nasıl stratejiler belirlenmelidir? Bu konudaki görüşleriniz nelerdir?



Kalkınma dediğimiz zaman öncelikle bölgenin ekonomik yönden kalkınması, yatırım yönünden kalkınması, dolayısıyla istihdam yönünden kalkınması, yatırım, üretim, istihdam ve devamında ihracattır. Bunu ön plana çıkaran bir strateji, diğer taraftan bölgeye dışarıdan gelecek olan yatırımcılara önderlik yapacak bir strateji ve aynı zamanda turizm açısından bölgenin altyapısını geliştirecek, tanıtılmasına olanak sağlayacak ana stratejilere uyulmasında büyük yarar vardır. Bölgemizde turizmi, özellikle sağlık ve kültür turizmi bakımından sağlık ve kültürü birleştirecek, bütün unsurları bir arada tutan bir plan olmalıdır. Planın sürdürülebilir bir plan olması gerekir. 10 yıllık programı çok sabit tutup katı davranmamak gerekir. Elastik olması gerekir. Çünkü globalleşen dünyada bugün almış olduğumuz bir karar 3-5 yıl sonra vazgeçilebilir bir konumda olabilir. Dolayısıyla planların her yıl dikkatli bir şekilde takip edilerek ilave ya da ortadan kaldırılması gereken başlıklar varsa da onların da dikkate alınması lazımdır.



Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı’ndan ve personellerinden özelde de Trabzon Yatırım Destek Ofisi’nin yaptığı çalışmalardan memnun musunuz? Ajanstan beklentileriniz nelerdir?

Kalkınma ajansımızın personel açısından çok iyi ve çok zengin olduğunu söylemekte yarar vardır. Gerçekten çok iyi yetişmiş, çok başarılı personelimiz var. Anında her konuyu çözebilecek kapasitedeler. Dolayısıyla elimizdeki mevcut değerlerin çok iyi olduğunu düşünüyorum. Bugüne kadar verilen her konunun en kısa zamanda ve doğru bir şekilde elimize geldiğini görmekteyiz. Personellerimizden beklentimiz kurumlarına sahip olmalarıdır. Düşüncelerini projelerimize yansıttıklarında ve zaman içinde kendi çalışmalarını da yönetim kuruluna getirdiklerinde sadece yönetimden bir şeyler beklemek yerine yönetime çalışma sunulması durumun daha verimli ve faydalı bir çalışma olacağını düşünüyorum.